top of page

MESEM: Eğitimin gölgesinde hayatları karartılan çocuk işçilerimiz

  • Yazarın fotoğrafı: Oktay Tan
    Oktay Tan
  • 4 Oca
  • 8 dakikada okunur

Ülkemizdeki MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesi, çocukların işverenlerin ucuz işgücü ihtiyacına denk düşen 18 yaş üstü yetişkinlerle birlikte meslek edindirmek ile açıklanamayacak tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalıştırıldığı örgün eğitimden kopmasına neden olan bir eğitim ile bağdaşmayacak bir programdır.

TBMM’de stajyer olarak çalışan çocuklar, mesleki ve teknik lise öğrencisi, yani okul bünyesinde yürütülen staj programının parçasıydı, ancak bu öğrencilerin özellikle “MESEM öğrencisi” olduğu yönünde doğrudan, doğrulanmış henüz bir bilgi yok. Meclis lokantasında staj yapanların mesleki ve teknik lise öğrencisi olduğu ve bu öğrencilerin parlamento içinde stajyer olarak çalıştığına işaret edilmektedir. Ancak bunların doğrudan MESEM kapsamındaki Mesleki Eğitim Merkezi öğrencisi oldukları açık şekilde belirtilmese de NOW TV’de 11.12.2025 tarihinde 19 haberlerinde istismara uğrayan öğrencinin MESEM kapsamında staj yaptığı iddia edilmiştir. İstismar edildiğini iddia eden 16 yaşındaki bir kız çocuğunun, kendisine gelen mesajı yetkililere göstermesiyle açığa çıktığı yazılı ve görsel medyada (Gazeteler ve Haber Ajanslarında) çıkan bu haberler üzerine akıllara MESEM, öğrenciler için “zararlı mı?” sorusunu gündeme getirdi.

Bu soruya kısaca cevap olarak MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi), Türkiye’de öğrencilerin meslek öğrenmesi ve iş dünyasına daha erken hazırlanmasını amaçlayan bir eğitim modeli olabildiği söylenebilir ancak, zararlı olup olmadığı çok tartışmalı bir konu ve birçok uzman ve hak savunucusu, öğrenci açısından ciddi riskler ve olumsuzluklar içerdiğini de söylenmektedir. Yeri gelmişken belirtelim; Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 2025 Eğitim İzleme Raporu'na göre, 2024-2025 akademik yılında 15-18 yaş grubundaki MESEM'e katılan öğrenci sayısı 392.887’ dir.

Peki MESEM Nedir? MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi), Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı

yürütülen ve eski “çıraklık sistemi”nin güncellenmiş hali olan Türkiye’de mesleki eğitim ile stajı birleştiren yani Köy Enstitüleri gibi uygulamalı eğitim yapan bir modeldir ve öğrenciler haftanın dört gününü işletmede/işyerinde, bir gününü de okulda geçirerek mesleki eğitim alırlar. Bu sistem, özellikle mesleki eğitim alan öğrenciler için uygulanır ve bazen çocuk işçiliğiyle ilgili eleştirilere konu olmaktadır. Ancak, her meslek lisesi öğrencisi otomatik olarak MESEM öğrencisi değildir. Bu tür programlara kayıtlı olanlar özel bir statüde bulunur. Eğitim sırasında öğrencilere ücreti ve sigorta primleri okulu tarafından verilir. Bu sisteme göre, ortaokulu bitirmiş ve belirli yaşa ulaşmış gençler, mesleki eğitim alarak hem okul diploması hem de ustalık/kalfalık belgesi edinirler.


MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak yürütülen bir mesleki eğitim uygulamasıdır. 2016 yılında 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte zorunlu ve örgün eğitimin kapsamına alınmıştır. Bu konuda tartışmalı noktalar ve “zararlı mı?” sorusunun nedenlerine gelince;


1. Çocukluk yaşında işçilik ve riskler

Bazı çocuk hakları grupları ve sendikalar, MESEM modelinin çocukları çok küçük yaşta iş gücüne yönlendirdiğini ve bunun çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını savunuyor [4]. Bu eleştiriye göre gençler, okul yerine haftanın büyük kısmını üretim ortamında geçiriyor ve normal eğitimden uzaklaşıyorlar. Oysa, gelişmiş ülkelerden Almanya’da uygulanan “dual sistem”de öğrenciler haftanın üç günü okulda, iki günü denetimli iş yerlerinde eğitim alır. Ancak bu sistemde çocuklar, 16 yaşından önce iş gücüne dahil edilmez. İş yerleri pedagojik denetime tabidir ve öğrencilerin gelişimi düzenli olarak izlenir. İsviçre’de ise mesleki eğitim programları yalnızca gönüllülük esasına dayanır ve devlet tarafından sıkı şekilde denetlenir. Öğrenciler yalnızca güvenli, belgeli ve eğitim odaklı iş yerlerinde çalışabilir. Türkiye’de ise MESEM kapsamında çocuklar, çoğu zaman iş sağlığı ve güvenliği olmayan alanlarda, düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. 14-17 yaş arası öğrenciler MESEM kapsamında işletmelerde uzun süre çalıştırılıyor ve tehlikeli işlerde olduğu iddiaları ve raporlar mevcut.


2. İş kazası geçirme riskleri

MESEM kapsamında yürütülen uygulamalı eğitim modeli, ülkemizde giderek artan çocuk işçiliğine zemin hazırladığı, çocukların yoğun biçimde sanayi sitelerinde, atölyelerde, organize sanayi bölgelerinde ve yüksek riskli (tehlikeli ve çok tehlikeli) iş alanlarında çalıştırıldığı, iş sağlığı ve güvenliği bakımından ağır riskler barındırdığı, mevcut mevzuatın öngördüğü çerçevenin dışına taşarak çocuk işçiliğinin kurumsallaştırılmasına yol açtığı ve çocukların temel haklarını zedeleyen bir yapıya dönüştüğü gerçekliği ile çocuk ihmal ve istismarının en görünür uygulaması haline geldiği belirtilmektedir.

Bazı raporlar ise, MESEM kapsamında öğrencilerin iş kazası ve ölüm risklerinin arttığını gösteriyor. Örneğin, İstanbul’un Tuzla ilçesindeki bir fabrikada çıkan yangında 16 yaşındaki çocuk işçi yaşamını yitirdi. Hatta bu çocuk işçinin, gece saatlerinde çalıştığı sırada çıkan yangında hayatını kaybettiği tespit edilmiştir.

SGK’nın 2024 verilerine göre, MESEM kapsamında sahada çalıştırılan 10 çocuk iş kazasında hayatını kaybettiğine, 18 bin çocuk iş kazası geçirdiğine dair haberler bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir açıklamasında, MESEM’lerde 336 öğrencinin iş kazası geçirdiğini belirtmişse de bu kazalardan kaçının ölümle sonuçlandığı açıklanmamıştır.

Çeşitli izleme raporlarına göre: 2024–2025’te çocuk işçiliği kapsamında iş kazalarında en az 85 çocuk işçi hayatını kaybetti [9]. MESEM öğrencileri arasında belgelendirilebilen en az 15 çocuğun sanayi ve inşaat gibi sektörlerde çalışırken öldüğü tespit edilmiştir [2].

Bu sayılar MESEM bünyesindeki tüm çocuklar için net resmi veriler değildir; farklı kurumlar farklı rakamlar veriyor. Ancak hem SGK hem İsigmeclisi gibi izleme kuruluşları (STK) ve medya haberleri yüksek sayıda kaza ve ölümlerin yaşandığını göstermektedir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre 2013-2024 yılları döneminde “en az” 2500 genç işçi (18 yaşından küçük) hayatını kaybetmiştir (Bkz: Grafik.1). Bu iş kazaları başta inşaat, yol işkolu olmak üzere tarım, orman; konaklama, eğlence; taşımacılık; metal; madencilik; ticaret, büro, eğitim, sinema; belediye, genel işler; enerji; gıda, şeker; tekstil, deri; sağlık, sosyal hizmetler; savunma, güvenlik; petro-kimya, lastik; gemi, tersane, deniz, liman; toprak, cam; ağaç, kağıt; basın, gazetecilik; iletişim ve banka, finans, sigorta işkolunda meydana gelmiştir.

Yine 2013-2024 yılları arasında meydana gelen iş kazaları, en fazla yüksekten düşme, ezilme,göçük altında kalma, elektrik çarpması, zehirlenme ve boğulma nedeniyle meydana gelmiştir.


Grafik 1
Grafik 1

3. Eğitimden uzaklaşma

Araştırmalarda, öğrencilerin yalnızca bir gün okulda olması nedeniyle örgün eğitimin gerisinde kaldığı, teorik ve genel eğitim açısından eksiklikler yaşandığı ifade edilmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre haftanın büyük bir bölümünde çalışmanın eğitim değil çalışma/ücretli emek olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Çocukların ağır, tehlikeli işlerde tutulduğu, güvenlik ve denetim eksikliği olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, meslek liselerinde atölye ve donanım eksikliği nedeniyle uygulamalı eğitimin gerektiği gibi yapılamadığı, MESEM’lerin Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde açılmasının meslek liselerindeki eğitimi olumsuz etkilediği belirtilmiştir.

4. Çocukların sosyal ve akademik gelişimini olumsuz etkilemesi

Eleştiriler, MESEM’in “okul” yerine “iş yeri” gibi algılanmasına yol açarak gençlerin sosyal ve akademik gelişimini olumsuz etkileyebileceği söyleniyor. MESEM, doğru yönetildiğinde eğitimde fırsat eşitliğine katkı sağlayabilir; ancak mevcut haliyle MESEM, çocukların eğitim haklarını ve akademik gelişimini tehdit eden bir mekanizma olarak görülme riski taşıyor. Eski “çıraklık sistemi”nin güncellenmiş hali olan MESEM adını almasıyla haftalık "staj" süresinin 5 güne kadar çıktığı, öğrenci kimliğinin ‘’işçi’’ kimliğine dönüştürüldüğü ve çocuklar için patronların ödedikleri ücretin devlet tarafından teşvik olarak karşılandığı Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi tarafından hatırlatılmaktadır.

5. Çocukları ucuz ve denetimsiz iş gücüne yönlendirmesi

Çocuk hakları savunucuları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları MESEM’i “ucuz ve denetimsiz iş gücüne yönlendiren model” olarak görüyor [4]. Bu eleştiriler yanında diğer görüşler diğer bir anlatımla destekleyenler de var. Onlara göre, bazı eğitim kurumları ve aileler, MESEM’i “öğrencinin erken mesleki deneyim kazanması” ve “çıraklıktan ustalığa geçişte avantaj” olarak görüyor. Mezunların hem diploma hem belge alabilmesi pozitif yön olarak belirtiliyor.

Bütün bu eleştirilerden sonra bizim düşünce ve inancımıza göre MESEM’in zararlı olup olmadığı, öğrencinin yaşına, eğitim hedeflerine, çalışma ortamının güvenlik koşullarına, okul/iş dengesine önem verilip verilmediğine bağlıdır. Öte yandan bazı öğrenciler için pratik eğitim yararlı olabilirken, denetim eksikliği ve eğitim/iş dengesizliği gibi ciddi riskler ve olumsuzluklar bulunmaktadır.

akademik gelişimini tehdit eden bir mekanizma olarak görülme riski taşıyor. Eski “çıraklık

sistemi”nin güncellenmiş hali olan MESEM adını almasıyla haftalık "staj" süresinin 5 güne kadar

çıktığı, öğrenci kimliğinin ‘’işçi’’ kimliğine dönüştürüldüğü ve çocuklar için patronların ödedikleri

ücretin devlet tarafından teşvik olarak karşılandığı Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi tarafından

hatırlatılmaktadır [7].

5. Çocukları ucuz ve denetimsiz iş gücüne yönlendirmesi

Çocuk hakları savunucuları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları MESEM’i “ucuz ve denetimsiz iş gücüne yönlendiren model” olarak görüyor [4]. Bu eleştiriler yanında diğer görüşler diğer bir anlatımla destekleyenler de var. Onlara göre, bazı eğitim kurumları ve aileler, MESEM’i “öğrencinin erken mesleki deneyim kazanması” ve “çıraklıktan ustalığa geçişte avantaj” olarak görüyor. Mezunların hem diploma hem belge alabilmesi pozitif yön olarak belirtiliyor.

Bütün bu eleştirilerden sonra bizim düşünce ve inancımıza göre MESEM’in zararlı olup olmadığı, öğrencinin yaşına, eğitim hedeflerine, çalışma ortamının güvenlik koşullarına, okul/iş dengesine önem verilip verilmediğine bağlıdır. Öte yandan bazı öğrenciler için pratik eğitim yararlı olabilirken, denetim eksikliği ve eğitim/iş dengesizliği gibi ciddi riskler ve olumsuzluklar bulunmaktadır.

6. Uzun çalışma saatleri

AB’de mesleki eğitim kapsamında işletmede çalışan yaşı 15-18 olan öğrenci/çıraklar, genellikle çalışan olarak değerlendirilir. Bu öğrenciler, günde maksimum ara dinlenmeli 8 saat çalıştırılır. Gece kesinlikle çalışamazlar (genellikle 22:00 – 06:00 arası) veya gece çalışması yapmaları için özel sağlık izinleri gerekir. Ülkemizde gece pratikte bazı işyerlerinde çocuklar, 10–12 saat çalıştırılıyor, yoğun iş temposu nedeniyle uyku ve sosyal yaşamları etkileniyor.

7. Kayıt baskısı / zorla yönlendirme iddiaları

Bazı bölgelerde okulların kontenjan baskısıyla öğrencileri MESEM’e yönlendirdiği belirtiliyor. Özellikle yoksul ailelerin çocukları için “alternatifsiz” bir yol hâline gelmiş durumdadır.

Bu bilgilerden sonra, MESEM’in öğrenciler için yararları ve zararları (riskleri) özet olarak tablo.1’de gösterilmiştir.

Tablo 1
Tablo 1

Özetle MESEM, teoride uygulamalı mesleki eğitim sağlama amacını taşısa da uygulamada çocuk işçiliği riski, iş sağlığı ve güvenliği sorunları ve örgün eğitimden uzaklaşma gibi zararlı etkileri bulunmaktadır. İsigmeclisi’ne göre eleştiriler genellikle aşağıda sıralanan hususların etrafında yoğunlaşıyor. MESEM’in;

• Çocuk işçiliğini normalleştirdiği ve yaygınlaştırdığı,

• Denetim yetersizliği nedeniyle çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştığı,

• Çocukların iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterli alınmadığı işyerlerinde çalıştığı,

• Çocuk işçiliğinin eğitimden çok üretim/ucuz emek modeli haline geldiği yönünde.

Bazı sendika ve sivil toplum kuruluşları, MESEM’in kaldırılmasını veya yeniden düzenlenmesini talep etmektedir. Kanımızca MESEM sistemi, bu yazımızda da değinildiği gibi doğru yönetildiğinde eğitimde fırsat eşitliğine katkı sağlayabilir, ancak mevcut haliyle bu projeler, çocukların eğitim haklarını ve toplumsal adaleti tehdit eden bir sistem olarak görülme riskini taşımaktadır. Bu nedenle pek çok uzman MESEM’in yeniden tasarlanması gerektiğini savunuyor ve MESEM eğitimin gölgesinde çocuk işçiliği değil, eğitimin merkezinde gerçek mesleki gelişim olmalıdır” diyor.

O halde bizim görüşümüz, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) yeniden tasarlanmalıdır. Bu tasarımın amacı; çocuk işçiliğini azaltmak, iş sağlığı ve güvenliğini artırmak, eğitimi gerçek anlamda güçlendirmek için uygulanabilir bir sistemi içermelidir. Bunun için “çocuk işçiliğini fiilen önleyen ama nitelikli meslek eğitimi veren” yeni bir sistem kurulması gerekir. Aksi hâlde ya kayıt dışı çocuk işçilik artacak ya da sanayi nitelikli eleman bulamayacaktır.

AB ülkelerinin çoğunda mesleki eğitim sistemleri vardır. Ancak, Türkiye’deki MESEM gibi doğrudan işletme içi eğitim ağırlıklı ve diploma ya da mesleki belge sağlayan sistemler özellikle Almanya, Avusturya, İsviçre gibi ülkelerde çok gelişmiştir. Diğer AB ülkelerinde ise okul temelli “ikili mesleki eğitim” programları ile işletme/pratik eğitim karışımı farklı oranlarda uygulanır. Öğrenciler hem okulda teorik eğitim alır hem de işyerinde uygulama/çıraklık eğitimi yapar ve işverenler eğitim maliyetinin büyük kısmını üstlenir ve öğrenciyi ücretlendirir.

Bu nedenle, yeni sistemin kırmızı çizgileri öncelikle MESEM öğrencisinin “işçi” olmadığı kabul edilmeli, sadece eğitim içeriğine uygun işleri yapmalı, üretim baskısı altında bırakılmamalıdır. Üretimde süreklilik gösteren işlerde çalıştırılmamalı ve meslek eğitimi “okul merkezli”, staj yaptığı işyeri de “eğitimini destekleyici” rol oynamalıdır. Avrupa’dan alınabilecek doğru örnek Almanya, Avusturya, Hollanda gibi ülkelerinde olduğu gibi genellikle okul temelli ancak, işyeri ile bağlantılı kısa dönemli pratik uygulamalar içermelidir. Diğer bir anlatımla; 18 yaş altındakilerde üretim sorumluluğu olmamalı, tehlikeli iş yasaklanmalı, Devlet eğitimin ana taşıyıcısı olmalı ve işveren ise işveren değil, eğitici olmalıdır.

Diğer bir kırmızı çizgi ise, öğrencileri yaşı meslek yöneliminde “94/33/EC Sayılı Çocukların İşte Korunması Direktifi” esas alınmalı 14-16 yaş ile 16-18 yaş temelli kademeli model amaç olmalı, çocuk işçiliğinden vaz geçilmelidir. Buna göre, öğrenci 14–16 yaşında ise, okul temelli atölye eğitimi almalı yani, eğitim tamamen okulda olmalı, işletmelere/işyerlerine gönderilmemelidir. Gerçek üretim olmadan eğitim atölyelerde simülasyon şeklinde yapılmalıdır. Okuldaki program, eğitimin %70’i genel eğitim (matematik, Türkçe, fen ağırlıklı) %30’u mesleğin tanıtımı ve beceri kazandırma olmalıdır.

16–18 yaş grubu ise, korumalı Staj (Gerçek Staj, Sahte İşçilik Değil) tehlikeli ve çok tehlikeli işler kesin yasaklanmalı ve üretim hattında çalışmamalıdır. İşletmelerde/işyerlerinde gözleme ve eğitime dayalı, yardımcı statüsünde haftada en fazla 2 gün çalışılmalıdır. İşyerindeki stajyer sayısı, usta sayısı ile sınırlı olmalı, SGK primi ve harçlığı devlet tarafından verilmelidir.

Öğrencilere Devlet tarafından sıkı iş sağlığı ve güvenliği güvenliği eğitimi verilmeli, 18 yaş altı çocukların ağır iş makinelerine yaklaşması bile yasaklanmalıdır. İşletmelerde/işyerlerinde öğrencilerin iş ağlığı ve güvenliğini sağlamak için çalışabileceği işlerin sınırlandırılması AB ülkelerindeki gibi, 16 yaş altı çocuklar kesinlikle tehlikeli, gürültülü, kimyasal içeren, makine ağırlıklı işlerde çalıştırılmamalı, “Tehlikeli ve çok tehlikeli işler listesi” sıkı yılda en az 2 defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından denetlenmelidir.

İşyerlerinde öğretim için standart getirilmeli ve “Usta öğretici belgesi” olmayan hiçbir işletme öğrenci alamamalı. Eğitim planı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmalıdır.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page