Ruhsal Sağlığı Bozukluğu Olan Bir İnşaat İşçisinin Yüksekte Çalıştırılmasının Sorunları
- Oktay Tan

- 26 Eki 2025
- 13 dakikada okunur
Özet

Günümüzde inşaat şantiyelerinde çalışan işçilerin ruh sağlığı giderek artan bir endişe kaynağı haline geldiği görülmektedir. İSG Profesyonelleri (İşyeri Hekimleri, İşgüvenliği Uzmanları), geleneksel olarak fiziksel güvenliğe odaklanılırken, artık inşaat işçisinin ruhsal sağlığını da aynı derecede kritik olarak kabul etmeleri gerekir. Zira, şantiyelerde sıklıkla rastlanan depresyon ve ruhsal sağlığı bozuklukları gibi yaygın ruhsal hastalıklar da inşaatlarda giderek artan bir risk faktörü haline gelmiştir. Bu bakımdan, sözü edilen yaygın ruhsal hastalıklar genellikle fiziksel tehlikeler kadar gözlemlenmesi kolay olmasa da ve kavram olarak daha soyut olsalar da önemlidirler ve göz ardı edilmemelidirler.
Bu yazımızda, inşaatlarda yüksekte çalışanların karşılaştığı ruhsal bozuklukları ele alınacak, ruhsal sağlığın tanımı yapılıp riskleri üzerinde durulacak ve inşaat iş yerlerinde oluşacak ruhsal sağlığı yönetmeye yönelik stratejiler ve önerilerin neler olduğu anlatılmaya çalışılacaktır.
Giriş
İnşaat işleri, daha önceki yazılarımızda da değinildiği gibi uzun çalışma saatleri, zorlu hava koşullarına maruz kalma ve yüksekte çalışma gibi fiziksel olarak zor olan bir iştir. Ne yazık ki, bu faktörler inşaat sektöründe yüksek oranda ruh sağlığı sorunlarına ve intiharlara yol açmaktadır. Ancak, ruh sağlığı sorunları genellikle göz ardı edildiğinden işin fiziksel yönlerinin gölgesinde kalmaktadır. Oysa, bunun ihmalinin bedeli iş kazaları ile ağır ödenmektedir. Endişeli (kaygılı), huzursuz, evham, sıkıntı ve depresif diğer bir tanımla “ruhsal sağlığıli” çalışanlar kendi güvenliğini tehlikeye atarak kazalara ve yaralanmalara yol açmaktadırlar. Yapılan araştırmalar, ruhsal sağlığı bozukluğu olan işçiler, ruhsal sağlığı yerinde olanlara göre daha fazla dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü yaşama eğilimindedir.
Büyük kentlerde ve deprem sonrası kentlerimizde konut inşaatı bu gün, inşaat sektörünü çılgın bir piyasa içine soktu. Ticari sektör ise, inşaat maliyetlerini artıran ve teslim tarihlerine uymayı zorlaştıran tedarik zinciri sorunlarıyla karşı karşıya bıraktı. İşgücü sıkıntısı, çalışanlar üzerinde daha kısa sürede daha fazla iş yapma konusunda aşırı stres yaratıyor. Bu faktörler bir araya geldiğinde, tüm sektörler arasında inşaat sektörü en yüksek intihar oranlarına sahip alanlardan biri ortaya çıkardı. İnşaat sektöründeki erkekler arasındaki intihar oranının, diğer sektörlerdeki çalışan erkekler arasındaki toplam intihar oranının neredeyse iki katı olduğu belirtiliyor [1]. Her gün birçok işçi, kendilerini kemiren bir ruhsal hastalıkla mücadele ediyor ve çoğu zaman bu sorundan kimsenin haberi olmuyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre, iş sağlığı “bütün mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerinin en üstün düzeyde tutularak, sürdürülmesi ve geliştirilmesi çalışmalarından oluşur. Yine ILO’ya göre, dünya genelinde inşaat sektöründe yaklaşık 220 milyon kişi çalışmaktadır. Bu bakımdan, inşaat sektöründe çalışanların ruh sağlığı her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Buradaki ruh sağlığından kasıt, kişinin çalışma hayatında sosyal, psikolojik ve duygusal olarak iyilik halinde olması durumudur. Örneğin, Birleşik Krallık'taki inşaat işçilerinin yarısından fazlasının 2024 yılında ruh sağlığı sorunları yaşadığı bir döneme geldiği tespit edilmiştir. Kore'de, beş inşaat şantiyesinde çalışanından ikisi sürekli ruhsal sağlığı bozukluğu yaşamaktadır. Hindistan'da, yüksekte çalışmalarda aşırı stres önemli bir sorundur. Çin'deki inşaat çalışanları arasında, şiddetli depresyon, ruhsal sağlığı ve stres düzeylerinin, bu ülkedeki diğer çalışan nüfuslarına göre daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Güney Afrika’da yapılan çalışmalarda, özellikle inşaatta yaygın ruhsal sağlığı semptomlarını incelemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yapılan diğer bir çalışmada dünya çapındaki inşaat işçilerinde % 7-11 oranında iş kazası sonrası stres bozukluğu, % 10-38 oranında depresyon, % 19-42 oranında ruhsal sağlığı ve % 21-60 oranında orta ila şiddetli psikolojik sıkıntı yaygınlığı olduğu tespit edilmiştir [2]. Bazı istatistikler, inşaat sektöründe intiharların endişe verici bir seviyede olduğunu gösteriyor East Kent NHS (2002), 5 yıllık bir süre içerisinde erkek intiharlarının %16'sının inşaat sektöründe çalıştığını ortaya koymaktadır. İngiltere basınında çıkan bir başka makalede ise, inşaat sektörünün diğer tüm mesleklerden daha yüksek bir intihar oranına sahip olduğunu ve her iki günde bir inşaat işçisinin intihar ettiğini öne sürmektedir (Broughton & Pearson, 2003).
Anlatılmaya çalışıldığı gibi, inşaat işi hem fiziksel hem de zihinsel olarak çok zordur. Çalışanlar uzun çalışma saatleri, zorlu hava koşullarına maruz kalma, ailesinden ve köyünden ayrı yaşaması ve sürekli teslim tarihlerine uyma baskısı ile karşı karşıyadır. Ne yazık ki, bu faktörler inşaat sektöründeki zihinsel sağlık sorunlarına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.
Yüksekte çalışmak, inşaat ve onarımdan pencere temizliğine ve rüzgar türbini operasyonlarına kadar birçok sektörde yaygın bir gerekliliktir. Yerden çok yüksekte olmak doğal içgüdülerimize aykırıdır ve bu durum önemli psikolojik strese neden olabilir. Bir inşaat şantiyesinde yerden yüzlerce metre yükseklikte çalışmak sadece fiziksel olarak yorucu olmakla kalmaz, aynı zamanda ruhsal olarak da yorucu olabilir. Fiziksel güvenlik önlemleri sıklıkla vurgulansa da, yüksekte çalışmanın psikolojik etkisi sıklıkla göz ardı edilir. Yüksekte çalışmalarda, ruhsal sağlığı ve yükseklik korkusu (akrofobi) gerçek ve çoğu zaman dile getirilmeyen zorluklardır. Özellikle, akrofobi tehlikelidir zira yüksek yerlerde bünyede panik atağa ve çarpıntıya neden olabilmektedir. Bu bakımdan, yüksekte yapılan çalışmalarda paraşüt tipi emniyet kemeri kullanmak, çoğunlukla vücudu korumanın yanında ruh sağlığı için de kendine özgü gerekli araç ve destek olacaktır.
Bu yazımızda sık sık değinildiği gibi, inşaat işçilerinin büyük bir kısmı ciddi zaman baskısı ve iş yüküyle karşı karşıyadır. Birçoğu iş ve maddi güvencesizlikle boğuşurken, aynı zamanda teknolojik yeniliklerin neden olduğu yeni taleplerle de karşı karşıyadır. Bu baskılar, psikososyal riskleri artırarak kişide ruh sağlığı sorunlarına yol açabilmektedir. Öte yandan, inşaat işçisi ülkemizde kırsal kesimden gelen ve eğitimi en az kişilerdir. Bu bakımdan, günümüzde inşaat sektöründeki işçilerin ruh sağlığı giderek artan bir endişe kaynağı haline gelmiştir. İSG Profesyonelleri, geleneksel olarak fiziksel güvenliğe odaklanılırken, artık inşaat işçisinin ruh sağlığını da aynı derecede kritik olarak kabul etmeleri gerekir. İşte bu nedenlerle inşaat sektörü en tehlikeli sektörlerden biri haline gelmiştir (Fang vd., 2005, Yan vd., 2022). Avrupa Birliği'nde 2015 yılında toplam 3.876 ölümcül iş kazası meydana gelmiştir. Ancak kazaların beşte birinden fazlası, inşaat sektöründe gerçekleşmiştir (Eurostat İstatistikleri Açıklaması, 2019).
Bu itibarla, işçilerin ruhsal sağlığı genellikle fiziksel tehlikeler kadar gözlemlenmesi kolay olmasa da ve kavram olarak daha soyut olsalar da önemlidirler ve göz ardı edilmemelidirler.
İnşaat işçisinde ruhsal sağlık nedir?
Şantiyelerde ruhsal sağlık, belirgin ve kontrol edilemeyen kaygı ve korku duyguları ile karakterize edilen bir grup zihinsel bozukluklardır. Başka bir tanımla, vücudu aşırı tetikte tutan, stresle baş etmeye yardımcı olan dürtüdür. Bu duygunun aşırı, kontrolsüz veya dengesiz oluşu ise ruhsal sağlığı bozukluğu olarak tanımlanır [2]. Bu durumlar, işçinin ruh sağlığını önemli ölçüde bozar. Halk arasında ruhsal sağlığı yerine daha çok; huzursuzluk, kaygı (endişe), evham, alınganlık ve sıkıntı kelimeleri ile kullanılır. Bu durum, inşaat işçisinin karşılaşacağı tehlike ile ilgili kaygı duyması, huzursuzluk, endişe, evham ve sıkıntı hissetmesi ve belirli durumlarla başa çıkma yeteneğinin azalmasıyla kendini gösterir. Diğer bir anlatımla, örneğin dış cephe iskelesinde çalışan işçinin düşme tehlikesini hissetmesi halinde bu tehlikeye karşı vücudun doğal mekanizması içerisinde endişe ve kaygı ile cevap vermesi durumu şeklinde tanımlanabilir. Ruhsal sağlıkta işçinin hissettiği tehlike, genellikle gerçekte yoktur. Buna karşın hissedilen duygunun yoğunluğu yüksektir. Öyle ki, anksiyeteli bir kişi kalp krizi geçiriyor olduğuna yönelik korkuyla hastaneye acilen başvurur [3]. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bozukluğu olan işçiler, ruhsal sağlığı bozuk olmayanlara göre daha fazla dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü yaşama eğilimindedir. Tabii ki, böyle bir işçinin iş kazası geçirme olasılığı da yüksektir.
Özetle işverenler, fiziksel sağlığın yanı sıra, iş yerinde ruh sağlığına da önem ve öncelik vermelidir. Zira çalışanların ruh sağlığının yerinde olması verimin de artması demektir.
Ruhsal sağlığın bozulması inşaat işçisi üzerindeki belirtileri nelerdir?
• Ruh sağlığı bozulan inşaat işçisini, iş kazası sonucu yaralanmaya daha yatkın hale getirebilir ve çoklu organ sistemlerinin işleyişini olumsuz etkileyebilir [4]. Ruhsal hastalıklar, işçinin ruh sağlığının bozulması olarak da adlandırılır ve ruh halini, düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen çok çeşitli ruhsal sağlık sorunlarını ifade eder.
• Ruh sağlığı, genel refahın önemli bir bileşenidir ve tüm çalışanlar için fiziksel sağlık kadar hayati önem taşır. İş kaynaklı ruh sağlığı sorunları, bir çalışanın sosyal etkileşimlerini, üretkenliğini, performansını ve devamsızlığını olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Stres (gerginlik) dayanılmaz ve uzun süreli hale geldiğinde, ruh sağlığı sorunları ve tıbbi sorunlar riski artar. Uzun süreli stres, anksiyete ve depresyon, intihar eğilimi, madde kullanım sorunları, uyku sorunları, ağrı ve kas gerginliği gibi bedensel şikayetler gibi ruh sağlığı sorunları riskini artırır. Stres, inşaat işçisini kas gerginliği, baş ağrısı, mide rahatsızlığı, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı gibi çeşitli şekillerde etkiler. İş yerindeki stresi görmezden gelmek, bireyler, aileler, iş arkadaşları ve toplumlar üzerinde kalıcı ve zararlı etkilere yol açabilir (Centers for Disease Control and Prevention, 2021).
• Genel olarak fizyolojik olarak ruhsal sağlığı bozukluğu belirtileri arasında işçinin kendisinin “endişeli, kaygılı ve korku hissi, gergin ya da huzursuz hissetmesi, nabız ve nefes alışının hızlanması, ani olarak gelişen soğuk terlemesi, halsiz ve yorgun hissetmesi (tükenmişlik sendromu), el ve ayaklarının istemsiz titremesi, yaptığı işe odaklanma sorunu, göğüs bölgesinde hissedilen ağrı ve baş ve karın ağrısı” bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, ruhsal sağlığı uzun süreçte uyku bozukluklarına ya da uyuyamama durumuna da neden olabilir. Bunların sonucu çalışanın verimliliği düşer ve sağlık sorunları nedeniyle işe devamı azalır.
Psikolojik olarak belirtileri ise; kendini değersiz hissetme, iş arkadaşları ile iletişim kurmakta zorlanma, kendini tuhaf, kaygılı, gergin ve tanımı zor bir sıkıntı içerisinde hissetme, çabuk sinirlenme, konsantre olmakta zorlanma ve hatırlamakta güçlük çekmedir. Genellikle bu belirtiler, kişiye göre değişkendir (CDC Center of Diseases of Control and Preventation, İnşaat Sektöründe Psikososyal Tehlikeler Genellikle Gözden Kaçırılıyor 15 Şubat 2023).
Bu bakımdan İşyeri Hekimi, şantiyedeki ruhsal sağlığı bozukluğu olan işçiler için EK.1’deki formu düzenlemelidir.
İnşaat işçilerinde çalışanların ruhsal sağlığı bozukluğunun nedenleri nelerdir?
İnşaat işçilerinin ruhsal sağlığı, dış etkenler ve içsel yatkınlıkların bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir. İnşaat işi, değiştirilemez teslim tarihleri ve işçinin amirlerinin yüksek baskıya sahip olmasıyla bilinir. Bu durum, çalışanlar arasında strese, ruhsal sağlığının bozulmasına ve bunalmışlık duygusuna yol açabilir. Yapılan bir araştırmada, çalışanların % 44'ünden fazlasının iş yükleri nedeniyle kronik stres (gerginlik) yaşadığını ortaya koymuştur (Gallup 2023).
İşçinin iş arkadaşları veya yöneticilerle yaşanan gerginlikler, iş yerinde kavga ve etkili iletişim eksikliği, düşmanca bir atmosferin oluşmasına ve ruhsal sağlığı düzeylerinin artmasına neden olabilir. Bir diğer neden ise, uzun çalışma saatleri, ailesinden uzak yaşamak ve fiziksel yorgunluk, enerji eksikliği, üzüntü hissi, işe ve sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik gibi depresyon belirtilerine yol açabilir [5]. Ekonomik belirsizlik (ailesini geçindirme), yaptığı işin sona erecek olması veya işten çıkarılma korkusu, çalışanların sürekli olarak gelecekleri konusunda endişelenmelerine neden olarak artan kaygıya da yol açabilir.
1. Özellikle inşaat sektöründe çalışan işçiler, stres (gerginlik) ve ruhsal sağlığı ile başa çıkmak için kullandıkları uyuşturucu ve alkol nedeniyle madde bağımlılığı açısından daha yüksek risk altındadır. İnşaat işlerinde çalışan işçinin ruhsal sağlığını tetikleyen en temel nedenlerden biri de örneğin yüksekte çalışan işçinin kendisinin aşağı düşme korkusu halidir.
İnşaat işçilerinde çalışanların ruhsal sağlığı bozukluğunun türleri var mıdır, nelerdir?
Ruhsal sağlığı bozukluğunun birçok türü bulunmaktadır [6];
1. Ailesinden uzak kalma nedenli ruhsal sağlığı bozukluğu: Kişinin yıllardır yaşadığı yerden ve ailesinden uzaklaşma düşüncesine karşı geliştirdiği kaygı durumudur. Zaman zaman kabuslar ve sanrılar şeklinde ortaya çıkar.
2. Panik atakla gelişen ruhsal sağlığı bozukluğu: Hiçbir uyaran yokken birdenbire ortaya çıkan çok şiddetli kaygı ve korku durumudur. Bu hislere göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, terleme gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir. Bu durumu yaşayan işçiler kendilerini genelde kalp krizi geçiriyormuş ya da boğuluyormuş gibi hissettiklerini söylerler. İşçi bir kere panik atak geçirmişse tekrarlanmasına dair korkular gelişebilir.
3. Klostrofobiye bağlı ruhsal sağlığı bozukluğu: Halk arasında kapalı alanda kalma korkusu olarak bilinen klostrofobi, aslında bir çeşit ruh sağlığı bozukluğudur. Klostrofobisi olan inşaat işçisi asansör ve tesisat boşluğu, menholleler, depolar ve silolar gibi tamamen veya kısmen kapatılmış, içerisinde sınırlı miktarda hava bulunan ve çalışma yeri olan kapalı alanlarda bulunmaktan hoşlanmazlar. Genellikle, klostrofobinin iki önemli semptomu olan kısıtlama korkusu ve boğulma korkusu üzerinden durulur. Klostrofobikler bir bölgeye kısıtlandığı zaman, boğulma korkusu yaşar ve sınırları içinde hava eksikliği olabileceğine inanırlar. Birçok farklı durum veya duygu klostrofobiyi tetikleyebilir.
4. İş kazası sonrası gelişen ruhsal sağlığı bozukluğu: Şantiyede meydana gelen iş kazası, yangın ve iş ekipmanı kazası gibi travmatik durumlar sonrasında hissedilen korku ve eşlik eden fiziksel tepkilerdir. Bu tür ruh sağlığı bozukluğunda işçi olumsuz anlar, kabuslar, göz önüne gelen olaylar veya h şeklinde sıklıkla yeniden yaşarlar. Vücut ağrıları, uykusuzluk, ani ses ve hareketlere karşı duyarlılık bu tür kaygı bozukluğunun önemli belirtileridir.
5. İlaçlara bağlı gelişen ruhsal sağlığı: Uyuşturucu maddelerin veya bazı ilaçların kullanımı, nörotransmitter maddelerin salınımını ve dengesini etkileyerek, işçinin ruhsal sağlığının bozulmasına yol açabilir.
İşçide ruhsal sağlığı bozukluğu nasıl anlaşılır? Nasıl değerlendirilir?
(Risk değerlendirilmesi)
Özellikle inşaat sektörü gibi stres, yoğun tempo, güvensizlik ve geçici istihdamın sık olduğu alanlarda işçinin ruh sağlığı risk değerlendirmesi hayati önemdedir. İnşaat işlerinde yüksekte çalışan bir işçide ruhsal sağlığı bozukluğu gelişip gelişmediğini anlamak için İşyeri Hekimleri, risk değerlendirmesi yapmak için belli adımlar izler. Şöyle ki;
1. Ön görüşme ve gözlem: İşçinin yüksekte çalışırken verdiği tepkiler gözlemlenir (örneğin; yükseğe çıkmayı reddetme veya sürekli erteleme, çalışma sırasında aşırı titreme, tutunma ihtiyacı, normalden fazla mola talep etme, iş performansında belirgin düşüş. vb). İşçinin çalışma sırasında ya da öncesinde sürekli huzursuzluk yaşaması ayrıca değerlendirilir. Aksi halde, yoğun ruhsal sağlığı nedeniyle iş kazası riski çoğalır.
2. İşçilerin semptomların sorgulanması: İşçinin sürekli kaygı, çarpıntı, terleme, nefes darlığı, baş dönmesi gibi bedensel belirtiler, dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlüğü, hata yapma eğilimi ve yüksekte çalışma ile ilgili yoğun korku, kaçınma davranışları izlenir.
3. İşyeri Hekiminin klinik değerlendirmesi: Ayrıntılı psikiyatrik anamnez alınır. Daha önce yaşadığı travmatik olaylar (düşme, kaza, kaza görme) sorgulanır. Gerekirse işçinin ruhsal sağlığı seviyesini ölçmek için psikometrik test (örn. Beck ruhsal sağlığı Ölçeği2, Hamilton ruhsal sağlığı Ölçeği3) uygulanır.
4. İşe uygunluk değerlendirmesi: İşyeri Hekimi, ruhsal sağlığı düzeyinin çalışmaya engel olup olmadığını değerlendirir. Gerekirse çalışanın geçici olarak yüksekte çalışmadan başka bir göreve kaydırılması sağlanır.
5. İzleme ve yönlendirme: Belirtiler devam ediyorsa işçi psikiyatri uzmanına yönlendirilir. Tedavi (ilaç, terapi, danışmanlık) sürecinde işverenin ve iş güvenliği uzmanının işbirliği gerekir
Kısacası bu süreç, ön gözlem, semptom sorgulama; 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereği İşyeri Hekiminin muayenesi ile başlar. Sözü edilen yasa gereği çok tehlikeli işlerde çalışacak her bir işçi için:
• İşe giriş/periyodik muayene formunu düzenler
• (İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik, md:9c/4),
• Periyodik sağlık kontrolleri yapar
• (Aynı yönetmelik, md:9c/3),
• Çalışanın fiziksel ve ruhsal (zihinsel kapasite) uygunluğunu değerlendirir
• (Aynı yönetmelik, md:9(2)4),
• Eğer işçide ruhsal sağlığı bozukluğu şüphesi varsa, hekimin psikiyatri uzmanına sevk eder.
Bu bakımdan ruhsal sağlığı bozukluğu, İşyeri Hekiminin yönlendirmesiyle ancak psikiyatri uzmanı tarafından kesin olarak tanımlanabilir. İşyeri Hekimi ayrıca, işçinin kullandığı ilaçlar hakkında da sorgulama (anamnez) yapmalıdır. Bazı ilaçlar ruhsal sağlığı belirtilerine neden olabilir.
Özetle İşyeri Hekimi işe giriş muayenesi yaptırılmalı, ruhsal sağlığı bozukluğu ille ile ilgili belirtiler varsa psikiyatri uzmanına yönlendirilmeli, psikiyatrist’ten “yüksek riskli işte çalışabilir” raporu alınmadıkça işe başlatılmamalıdır. Bu rapor alınamıyorsa uygun işe yönlendirilmeli ya da başka birimle değerlendirilmelidir.
İnşaatta yüksekte çalışacak kişinin ruhsal sağlığı bozukluğu olup olmadığını anlamak için sadece gözleme değil, yasal ve tıbbi muayene de yapılmalıdır. Esasen, bu muayene yasal zorunluluktur. İşyeri hekiminin onayı ve gerekirse psikiyatrist raporu olmadan, böyle bir işçiyi tehlikeli işe vermek hem kanunen yasaktır hem de hayati risk oluşturur. İşyeri Hekiminin, işçinin işe girişinde, İşe Başladıktan Sonra ve Uygunsuzluk Durumunda EK 2’deki form düzenlenmesi önerilir.
İnşaat işlerinde işyeri hekiminin ruh sağlığına yönelik risk değerlendirmesi, fiziksel tehlikelerin ötesine geçen bütüncül bir yaklaşımdır. Psikososyal risklerin erken tespiti ve önleyici sağlık hizmetlerinin etkin uygulanması, iş kazalarının azalmasına, çalışan motivasyonunun ve üretkenliğin artmasına katkı sağlar.
Bu nedenle işyeri hekimi, risk değerlendirmesini yalnızca tıbbi bir zorunluluk olarak değil, çalışanın refahını ve güvenliğini artıran stratejik bir araç olarak görmelidir.
Çalışanların ruh sağlığına ilişkin mevcut yasal düzenlemeler nelerdir?
Türkiye’de ruhsal sağlık koruması parçalı düzenlemelerle güvence altındadır. İş yerleri açısından ruh sağlığı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının bir parçası olarak ele alınır. Henüz bağımsız ve kapsamlı bir Ruh Sağlığı Kanunu da bulunmamaktadır. Ancak, hazırlık süreçleri uzun zamandır devam etmektedir. Ülkemizde iş yerlerinde ruh sağlığı ile ilgili koruma yükümlülükleri farklı mevzuatlarda yer almaktadır. Şöyle ki;
1. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (2012)
işverenlerin çalışanların sağlığına yönelik stres ve psikolojik zararlar da dahil olmak üzere riskleri değerlendirmeleri ve yönetmeleri yasal olarak zorunludur. İşverenin, çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını koruma yükümlülüğü vardır. “Psikososyal riskler” (stres, mobbing, ruhsal sağlığı, tükenmişlik) de iş sağlığı kapsamında değerlendirilir.
İşveren, yüksekte çalışmalarda risk değerlendirmesi yapmak ve gerekli önlemleri almak zorundadır (6331/md:10).
İşveren, inşaat iş yerinde alınan ruh sağlığı önlemlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar (6331/md:4.b).
İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı, çalışanın ruhsal ya da fiziksel sorunlarını göz önünde bulundurarak yüksek riskli alanlarda çalışmaya uygun olup olmadığını değerlendirir (6331/md:8).
İşveren, ruh sağlığı yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür (6331/md:4,5 ve 10)
İşyeri hekiminin görevlendirilmesinin yanında, sağlık gözetiminin yapılması, dolayısıyla işe giriş muayenesinin yapılması, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda net bir şekilde belirtildiği üzere işverenin sorumluluğundadır. Bu nenele, işveren, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar (6331/md: 15).
İşveren, işyerinde ruh sağlığının sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla çalışanları ve çalışan temsilcilerini işyerinin özelliklerini de dikkate alarak bilgilendirir (6331/md: 16)
İşveren, çalışanların ruh sağlığı eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir (6331/md: 17)
2. İş Sağlığı ve Güvenliği ile İlgili Yönetmelikler
• İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği4: Risk değerlendirmesinde psikososyal faktörlerin dikkate alınması gerekir.
• Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik5, Eğitimlerde stres, tükenmişlik, psikolojik riskler konularına da yer verilebilir.
• İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görevleri Hakkında Yönetmelik6: İşyeri hekimleri, çalışanların ruhsal durumlarını da gözetmekle yükümlüdür.
3. Sağlık Bakanlığı Düzenlemeleri
• 6331 sayılı Kanun kapsamında yer alan işyerlerinde çalışanların sağlık gözetimine yönelik; ortak sağlık ve güvenlik birimleri, işyeri sağlık ve güvenlik birimleri ve çalışan sağlığı merkezleri tarafından yapılacak tıbbi tetkiklere dair usul ve esaslarını düzenleyen Çalışanların Sağlık Gözetimine Yönelik Tıbbi Tetkiklerin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (20.01.2022 tarihli ve 31725 sayılı Resmî Gazete ile yürürlüğe girmiştir.)
• Toplum ruh sağlığı merkezleri hakkında yönerge (16/02/2011 tarih ve 7364 sayılı Sağlık Bakanı Onayı ile yürürlüğe girmiştir.)
• Türkiye Ruh Sağlığı Eylem Planı (2011–2023) hazırlanmış ve Dünya Sağlık Örgütü önerileriyle uyumlu olarak yürütülmüştür. Ancak doğrudan “Ruh Sağlığı Yasası” henüz yürürlükte değildir.
4. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ( ILO) sözleşmeleri ve tavsiye kararları
İş Sağlığı Ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme 155 (1981) Sayılı Sözleşme’nin 3/e fıkrasında “Sağlık” terimi, işle bağlantısı açısından, sadece hastalık veya sakatlığın bulunmaması halini değil, aynı zamanda, çalışma sırasındaki hijyen ve güvenlik ile doğrudan ilişkili olarak sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurları da kapsaması gerektiği belirtilmektedir.
ILO iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin 112 (1959) sayılı Tavsiye Kararının 1/b ve c fıkrasında; “işçinin sağlığı” amacının “işçilerin uygun oldukları işlerde çalıştırılmaları ile işçilerin fiziksel ve mental uyumuna katkıda bulunmak ve işçilerin olası en yüksek düzeyde fiziki ve mental iyilik durumlarını oluşturmak ve sürdürmede katkıda bulunmak” olarak belirtilmiştir.
ILO 161 (1985) sayılı sağlık hizmetlerine ilişkin sözleşmesi 1/ii fıkrasında ise ruhsal sağlıktan amacın “İşin, işçilerin fiziksel ve zihinsel sağlık durumlarını dikkate alacak şekilde, onların yeteneklerine uygun biçimde uyarlanması, konularında tavsiyede bulunma sorumluluğu olan hizmetler” olduğu anlaşılmaktadır.
ILO 164 (1981) sayılı Tavsiye Kararının 3/(g) fıkrasında “işverenin iş yerinde çalışma koşullarından kaynaklanan aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluğu ortadan kaldırmak amacıyla makul ölçüde uygulanabilir tüm önlemleri almaları” gerektiği önerilmektedir.
İnşaat işçisinin ruhsal sağlığı nasıl tedavi edilir?
İşçilerin ruhsal sağlığının tedavisi için geliştirilmiş yöntemleri temel olarak ilaçlı tedaviler ve terapiler şeklinde ikiye ayırmak mümkündür. İlaçlı tedavi yöntemleri ruhsal sağlığı ilaçları ile yapılır. Bu ilaçlar, genellikle kişinin rahatlamasını sağlayan etken maddelerini içerir. Özellikle antidepresanlar bu noktada sıklıkla tercih edilen ilaçlardır. Bunun yanı sıra ruhsal sağlığı tedavisi için özel olarak geliştirilen bazı terapiler de yine kişinin kendini daha rahat hissetmesini ve kriz ya da kaygı anlarında kontrolü ele almasını sağlayabilir. ruhsal sağlığı ve diğer tüm psikiyatrik sorunlar için doktorlarımız listesinden inceleme yapabilir ve randevu oluşturabilirsiniz [7]
İnşaat işçisinin ruhsal sağlığı ile başa çıkma mekanizmaları ve stratejileri var mıdır?
İnşaat işçisinin ruhsal sağlığı ile başa çıkılabilir. Bunun için;
1. İşverenler, çalışanlar ve yöneticiler arasında açık iletişim teşvik etmelidir. Bu durum, çalışanların endişelerini dile getirmelerine ve ihtiyaç duyduklarında destek almalarına yardımcı olabilir.
2. İşverenler, çalışanlarına iş dışında dinlenme, sosyalleşme ve hobileriyle ilgilenme zamanı tanıyarak iş ve yaşam dengesine öncelik verilmesine neden olabilir.
3. İşverenler, ihtiyaç duyan çalışanlara danışmanlık ve terapi hizmetleri gibi ruh sağlığı desteği sağlamalıdır.
4. İşverenler ayrıca, ruh sağlığı ve refah konusunda eğitim ve öğretim sağlayarak, çalışanlarına ruh sağlıklarını etkili bir şekilde yönetmeleri için gerekli bilgi ve araçları sağlayabilirler.
Sonuç
İnşaat işçileri arasında işe bağlı ruhsal sağlığı bozukluğu, iş kazalarının görünmeyen ama ciddi bir nedeni olduğu işverenlerce ve İSG Profesyonellerince kabullenilmelidir. Bu tür psikolojik faktörlerin göz ardı edilmesi, sadece bireysel sağlığını değil, hem çalışanların sağlığını hem de güvenliğini de tehdit eder. Bu nedenle, hem işverenler iş güvenliği politikalarına psikolojik sağlığı da entegre etmelidir.
İSG Profesyonelleri zihinsel sağlığı destekleyerek, destek sistemleri kurarak ve korku ve kaygıyı proaktif bir şekilde ele alarak, çalışanların karşılaştıkları zorlukların hem gerçek hem de duygusal olarak üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir.
Bu nedenle, inşaat sektöründe ruh sağlığına öncelik vermek çok daha önemlidir. İşverenler, çalışanlarının ruh sağlığını desteklemek için proaktif adımlar atabilir, açık iletişimi, iş ve yaşam dengesini, ruh sağlığı desteğini ve eğitim ve öğretimi teşvik edebilirler. Böylece çalışanlar, yaptıkları işlerde başarılı olabilirler ve daha güvenli ve sağlıklı bir inşaat sektörüne katkıda bulunabilirler.
Bu yazımızın, inşaat sektöründe çalışanların ruh sağlığı ve refahının önemine ışık tutacağına ve bu sorunların etkili bir şekilde ele alınması için ileriye doğru ilerlemeye yönelik fırsatları ortaya koyup, inşaat sektöründe çalışan İSG Profesyonellerine bu konuda farkındalık yaratacağına inanıyoruz.



Yorumlar